Ilıcasu Köyü......Gediz - KÜTAHYA
 
  Ana Sayfa
  Ilıcasu Köyü'nün Haritadaki Yeri
  Kövümüz-Genel Bilgiler
  Ilıcasu Kövü Lügadı
  Kövümüz ve İysan.ları-Resimler
  Kövümüzün Ozanları
  => Barış Cangür
  => Mustafa Ünver
  => Serdar Bayer
  Ilıcasu İlkokulu
  Ziyaretşi defteri
  İletişim
  ziyaretçi sayısı
  siteyi beğendiniz mi?
  Kim Nerede ve Ne Yapıyor
  Dost ve Kardes Siteler
  Duyurular
Mustafa Ünver

 ŞAİRİN NÖBET DEFTERİ

Merhaba ey şair,
iyi dinle
kanun değil sözüm
ama arama hasretle kucaklaşma sözleri
arama bulunmaz öyle evvel kelamlar
bil ki
belki şiirdir satırlara örülen
ya da özlem arası yer yer sitem… 
I
Çektiğin her nefes dizedir
bir dal düşün kendini
bir yaprakta damar
işlevin fotosentezdir damla damla
acıyı alıp içine
güzellikle akıttığın.
 
Öldüğü anı hatırlar mı insan
anlatan nedir
kimdir bize şair
hangi rivayet
hangi menkıbedir o zaman gerçek
 
yalanlara inandığımız kadar
koşar mıyız doğrunun ardından…
II
Bir kız seversin
dudakları al kiraz
ve salkımında sıra bekleyen
üzüm karası gözlerle bakar hayata
ne uzanırsın
ne de uzatır sana yanaklarını
aşk sarmalına dolanırsın
“dolana ay dolana”
ay aymaz gecedir yüreğin
 
salkımında sıra bekleyen üzüm
burkar damağını şarap kırmızısında…
III
Bir ülkeye doğarsın
sana ad verirler
her çağrıda döner bakarsın
adın ülke
ülke adın olur
kavgan
ve öfkendir yer yer
alışırsın derken yalnızlığa
sonra düşman sözcüğü ile silinir
barışın manalı
sıcak ve sevecen melodisi
 
bozulur…
IV
Bir ana sever seni
sen anayı seversin
toprak gibi
vatan gibi
bilirsin
biriniz ölecek
yine adın çıkar karşına
bebeklikten kalma ananın sesinde
ya öksüzsündür
ya da evlat acısı yaşatan yokluk
saçlarında gezinen ele uzak…
V
Bir şiir seversin şair iyi düşün
vardır mutlaka
Jezabel hala aynı adama gider
hep gider
sen kalırsın
yağmur hala o yağmurları düşer
yaşın kadar eski bir ıslaklıktır üşüdüğün
bir şairi vururlar
sözcükler görgü tanığı
 
şiir ölür
genç bir kızı öpmeyi yazmadan… 
VI
Şair söyle şimdi
bir ozan elbet tanırsın
sazı kırık nağmelerden ezgi çalan
nazı bahar kadar narin
çağla kadar buruk
ve yeşil
görmeyen yanını açarsın
çırılçıplak doğumuna yakın.
 
neden ağlar bebek doğunca zaman içine…
VII
Herhangi bir kalem düşer eline
ah be şairim
sen ardına düşersin
yazılanı da yazılmamışı da ararsın
farklı olmakla mı yaşanır özgürlük
yoksa zaten esir midir her şair
kalem kırıklarına.
 
kokusu var mıdır şiirin
söyleme
şiir kendi bulsun
şair…
VIII
Göç ol şair
bul daha sıcak dizeyi
ve söyle
yazdıklarından nasıl kaçar insan
yaşadıklarına
hangi teneffüs bulaşığı
çeker acıları
nöbet nöbet içine.
 
Yıllar sonra dans eder şarkılarda
iki hüzün arası dizeler
keder nasıl bir yalandır …
IX
Bir gün beni tanırsın
kırlı saçlarımın eski karalarından
aynı harabeyi bulur
geçen her kafilenin izlerinde
iki satır kalır belki aklında
unutulan şiirlerden
eve döner bütün ölüler
yassı bir uykunun düşü içinde
 
beni tanırsın
şiirler yalnız yaşar…
X
Yanılgılar dağlar boyu be şair
hangi kılavuz kaptanın
dümen suyunda eskidik
tuzlu sularda sızlıyor ömrümüz
 
tecrübe olsa
yaşlılığım arar mıydı gençliğini
 
kısmetsiz büyüdü çocukluğum
aldanmaya hazır
ilk gençlik ateşi sönmüş
aşklara yaban kuşlarca
yanlış zamanda çıkmışım göç yoluna
rüzgara karşı açmışım yüzümü.
 
Yüzümü
ayaz almış
şiir olmuş alazlarım
uğraşma
gülümseme çıkmaz küllerimden…
 
ANNEMİN ÖLDÜĞÜ GÜN TUTUL BANA
 
annemin öldüğü gün tutul bana
işte o zaman azalır yalnızlığım
kim olduğumu söyleme
bütün öksüzlüğümü al
uzamış acı anılarımdan
arındır bedenimi.
 
annemi gördüğüm düşlerde öp beni
soğukluğumu dağıt sıcak gözlerinle
yeni yeni fotoğraflarımı çek
unutuşlardan çıkarıp eski yüzümü
hatırlat sararmış sayfalarda
nicedir biriken şiirleri.
 
annemi içli şarkılarda ararken bul beni
dağıttığım hayatlarda kayboluyorum
hisli akşamlara karışıyor ayaklar
aklımı ayırıp duygularımdan
yorgun dönüyorum antik uykulardan
elimi tut avuçlarımdan
dünyaya getir gün doğumlarını.
 
annemin gittiği vakitlerde gel bana,
yoksa yalnızlıktan korkan çocuklara kalıyorum.
yalnızlığın kuytusunda
üşüyen ellerimi sar
ısıt nefesinle
en annem yerimden sarıl bana.
 
AĞUSTOS ŞİİRİ
Yeğenim Halil İbrahim’e
ağustosa vurur ay
can nefese durur
bir can uyur kaç geceden gündüze
sitem gibi kapalı gözlerin
suskun dil tutar nöbetini.
 
gün akşama varır
uzun sabaha bırakır kendini
topluca geçer anılar
ayrışmaz sevinç ve hüzün
kol kola bekler
açılır göz
susar dil.
 
saat akşamdır
varır son durağın bütün yolcuları
bir feryat yırtar havayı.
sonra acı ana çığlığı
böler ezan sesini
böler
ekmeğini böler gibi
yüreğini
 
ağustos’a vurur ay
gün akşama
insan bedene döner
ince tebessüme bakışlar
bir çift parmak izi
göz kapaklarında,
can gider
can gider
can dayanmaz…
 
gün dağa yaslar adını
adını takvime bırakır
yirmi sekiz yılın
yıllanacak acı sunar
ana yüreğine
baba kalbine.
 
bir genç kalbinin atışı
durur ay ağustosa
daha yeni girmişken
matem bütün odaların
nefes alışına yayılır
kalır
yarsız yatmış yastıkta
başının izi
yastık kalır
koku kalır
uzun boylu hayal kalır.
 
bir metre bezin
girer koynuna
bir akşam usulca.
 
uslanır zaman
hırçınlaşır ana-baba-kardeş
yaşlı bir çift göz
tutar yüreğini boğazında
tutar üç buçuk yıllık hüznü
karanlığın kuytusunda.
 
gün gelir
bu gün de geçer
engin bakışların
baktıkları kalır
ve çığlık
uzun suskunluğa döner
ağlar ana baba
için için ve yılları unutup
büyüttüğü resme bakıp.
adının anıldığı her ağustos
bin acı doğurur yokluğunda.
 
ay ağustosa vurur
gün üçüne
vakit ezan sesidir
sen nefesini tutarsın
tutarsın
tutar
tut…
 
belki bir hayalin kalır
belki bin
bize koskoca özlem
adın yaşar
dökülen saçın dökülmez artık.
ince bedenin soğuk ve
masum çocuk
göğsünde bıçak.
uzun boylu uzanırsın
yüzünde tebessüm.
 
nice ağustosu bırakıp ardında
sırtını toprağa
“yaslan be Halil İbrahim”…

GİTME
 
gitme ben kalırken
yoksa güz
geri gelecek omuzlarıma
dara düşecek nefes alışlarım
ortalık yerler
tenhalara kaçacak.
 
gitme
dökecek yaprağını yaz
saçlarıma vuran ayaz
alıp gidecek
aklımı başımdan.
 
gitme ben kalırken
arkandan bakarken
sönecek gözlerim
üşüyecek beden
yarası azmış
eşkıyaya çıkacak hayat.
 
gitme
mülteci yalnızlıklar dolacak
bütün kentlerime.
 
gitme
ne kadar bulut varsa
yağacağım
ayak izlerine.
 
.....

hangi ağlamanın dili var
hangi göz yaşı farklı akar
ya da rengi vardır gülmenin
bebekse hep aynı şarkıdır
ilk agu'lar...

bebekler yummakta gözlerini
anne demeden
ve görmeden güzel günler
ve yemeden daha şeker
sömüren bir elin mengenesinde
bu gün Filistin'de Gazze
dün Bağdat
daha önce Kabil...
uzuyor listesi kahramanın
Vietnam
Kore
ve Hiroşima Nagazaki sonra
gazların ve yanık tenlerin kokusunda
.
.
sınırı yok emperyalizmin
ve tek dili kan ve savaş
korku dağlarıyla sömürmek için...
.
.
misali yok
kendinden büyük mermilerle ölmenin
yok ki
acılar kan içinde
Filistin semalarından
Gazze sokaklarına...

Mustafa ÜNVER
 
  INFOMELDUNG_LOGINBOX  
Reklam  
   
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=